Hüzün: Her Duygu Çözülmek Zorunda mı?

Modern yaşam bize çoğu zaman iyi hissetmenin bir hedef, kötü hissetmenin ise düzeltilmesi gereken bir problem olduğunu düşündürüyor. Oysa hüzün, insan deneyiminin doğal bir parçasıdır. Bir ilişkinin sona ermesi, bir kayıp, gerçekleşmeyen bir beklenti, değişen bir yaşam dönemi veya geçmişte kalmış bir ihtimal karşısında hissedilen hüzün her zaman ortadan kaldırılması gereken bir duygu değildir. Duyguların […]

Mükemmel Ebeveynlik Mümkün mü?

Günümüzde ebeveynlik giderek daha fazla bilgiyle çevrili. Hangi yaşta nasıl konuşulması gerektiği, hangi oyunun oynanacağı, hangi besinin verilmesi gerektiği, hangi davranışın nasıl sınırlandırılacağı konusunda sayısız öneri bulunuyor. Bu bilgi bolluğu ebeveynler için destekleyici olduğu kadar yorucu da olabilir. Çünkü “iyi ebeveyn olma” arzusu zaman zaman “her şeyi doğru yapmalıyım” düşüncesine dönüşebiliyor. Oysa gelişim psikolojisi açısından […]

Beden Algısı, Beden Dismorfisi ve Çağımızın Şekilciliği

Bedenimiz yalnızca aynada gördüğümüz fiziksel görüntüden ibaret değildir. Beden algısı, kişinin bedenini nasıl gördüğünü, değerlendirdiğini ve bedenine ilişkin ne hissettiğini kapsayan çok boyutlu bir deneyimdir. Günümüzde beden algısı, kişinin gerçek fiziksel özelliklerinden bağımsız olarak sosyal çevre, medya ve özellikle sosyal medya aracılığıyla sürekli yeniden şekillenebilmektedir. Filtreler, düzenlenmiş fotoğraflar ve belirli beden tiplerinin sürekli idealize edilmesi, […]

Kitap Analizi: Gece Yarısı Kütüphanesi

— Pişmanlıkların Psikolojisi Üzerine Psikodinamik Bir Okuma Matt Haig’in Gece Yarısı Kütüphanesi adlı romanı, psikolojik açıdan en çok pişmanlık, kayıp ihtimaller, benlik algısı ve “başka türlü bir hayat” fantezisi üzerinden okunabilir. Romanın merkezindeki Nora, hayatındaki birçok seçeneği zihninde yeniden değerlendirir. “Ya farklı bir karar verseydim?”, “Ya o ilişkiyi bitirmeseydim?”, “Ya kariyerimde başka bir yol seçseydim?” […]

Kaygı ve Somatizasyon: Beden Neden Konuşur?

Kaygı yalnızca zihinsel bir deneyim değildir. Beyin, bedeni tehdit algısına hazırlayan sistemleri harekete geçirdiğinde kalp atışında hızlanma, nefes değişikliği, kaslarda gerilim, mide-bağırsak hareketlerinde değişiklik, terleme veya baş dönmesi gibi bedensel belirtiler ortaya çıkabilir. Bu nedenle bazı kişilerde psikolojik stres bedensel belirtilerle daha görünür hale gelebilir. Buna somatik belirtiler denir. Ancak bedensel bir belirtiyi otomatik olarak […]

Rüyalar, Metaforlar ve İmgeler: Zihnin Kendini Anlatma Biçimleri

Rüyalar, imgeler ve metaforlar insanın iç dünyasını anlamaya çalışırken kullanılan önemli psikolojik materyallerden biri olabilir. Özellikle psikodinamik yaklaşımda rüya, yalnızca “ne anlama geliyor?” sorusuyla ele alınmaz. Daha çok kişinin rüyadaki deneyiminin onun yaşamındaki duygular, ilişkiler, çatışmalar ve güncel meselelerle nasıl bağlantılı olduğu araştırılır. Örneğin kişinin sürekli bir yere yetişmeye çalıştığı bir rüyayı yalnızca “bu kaygıyı […]

Psikoterapi Ne İşe Yarar?

Psikoterapi yalnızca bir sorun hakkında konuşmak değildir. Terapi, kişinin kendisini, duygularını, düşüncelerini, davranışlarını ve ilişkilerini daha iyi anlamasına yardımcı olan yapılandırılmış bir psikolojik çalışma alanıdır. Bazen kişi yaşadığı problemi zihinsel olarak anlayabilir ancak aynı durumun içerisinde kaldığında yine benzer tepkileri verebilir. Bunun nedeni bazı duygusal ve ilişkisel örüntülerin yalnızca düşünsel düzeyde değil, kişinin deneyimlerinin bütünü […]

Duygu Düzenleme Nedir? Kendimizi Nasıl Düzenleriz?

Duygu düzenleme, bir duyguyu ortadan kaldırmak veya sürekli sakin kalmak anlamına gelmez. Daha çok kişinin yaşadığı duyguyu fark edebilmesi, anlamlandırabilmesi, yoğunluğunu tolere edebilmesi ve davranışlarını duygunun otomatik yönlendirmesine bırakmadan seçim yapabilmesi ile ilgilidir. Örneğin öfkelendiğimizde hemen tepki vermek yerine kısa bir süre durabilmek; kaygılandığımızda düşüncelerimizi gerçeklerden ayırabilmek; üzüldüğümüzde kendimizi eleştirmek yerine yaşadığımız duyguyu kabul edebilmek […]

Ebeveynlik Stili ve Çocukluk Yaşantıları

Bir çocuğun gelişiminde yalnızca ebeveynlerin ne söylediği değil, çocuğun ilişki içerisinde kendisini nasıl hissettiği de önemlidir. Ebeveynlik stilleri genel olarak otoriter, demokratik/otoritatif, izin verici ve ihmalkâr gibi farklı boyutlarda ele alınabilir. Sınırların nasıl konulduğu, çocuğun duygularına ne kadar alan açıldığı, beklentilerin nasıl ifade edildiği ve ebeveynin çocuğun ihtiyaçlarına ne ölçüde yanıt verdiği çocuğun gelişimsel deneyiminin […]

Duygusal Yeme Nedir? Geçmiş Yaşantılarla Nasıl İlişkilidir?

Yemek yalnızca biyolojik açlığı gidermek için kullanılan bir araç değildir. Bazen stres, üzüntü, yalnızlık, sıkıntı, öfke veya yoğun kaygı gibi duyguların ardından yeme isteğinde artış görülebilir. Duygusal yeme, fiziksel açlıktan çok duygusal durumların tetiklediği yeme davranışını ifade eder. Duygusal yeme yaşayan kişinin “iradesiz” olduğu düşüncesi, bu davranışı anlamak açısından oldukça yetersizdir. Yeme davranışı; duygu düzenleme […]