Günümüzde ebeveynlik giderek daha fazla bilgiyle çevrili. Hangi yaşta nasıl konuşulması gerektiği, hangi oyunun oynanacağı, hangi besinin verilmesi gerektiği, hangi davranışın nasıl sınırlandırılacağı konusunda sayısız öneri bulunuyor.
Bu bilgi bolluğu ebeveynler için destekleyici olduğu kadar yorucu da olabilir. Çünkü “iyi ebeveyn olma” arzusu zaman zaman “her şeyi doğru yapmalıyım” düşüncesine dönüşebiliyor.
Oysa gelişim psikolojisi açısından çocuğun ihtiyacı kusursuz bir ebeveyn değildir. Çocuğun güvenli bir ilişki içerisinde ihtiyaçlarının çoğunlukla fark edilmesi, karşılanması ve ilişkinin bozulduğu zamanlarda yeniden onarılabilmesi çok daha önemlidir.
Ebeveynin zaman zaman sabrını kaybetmesi, yanlış tepki vermesi veya çocuğunun ihtiyacını o anda anlayamaması ilişkinin kaçınılmaz olarak zarar gördüğü anlamına gelmez. Önemli olan onarımın gerçekleşebilmesidir.
Örneğin bir ebeveyn çocuğuna öfkeyle bağırdıktan sonra “Sana bağırdığım için üzgünüm. O anda çok öfkeliydim ama sana böyle konuşmam doğru değildi” diyebildiğinde çocuk yalnızca özür dilemeyi değil, ilişkilerde hataların ardından yeniden bağlantı kurulabileceğini de öğrenir.
Bu nedenle sağlıklı ebeveynlik “hiç hata yapmamak” değil; hata olduğunda ilişkiyi yeniden kurabilmek, çocuğun duygularına alan açabilmek ve gerektiğinde sınır koyabilmek üzerinden düşünülebilir.
Ebeveynin kendi geçmiş yaşantıları da bu süreçte önemlidir. Kendi çocukluğunda duyguları bastırılmış bir ebeveyn, çocuğunun ağlaması karşısında zorlanabilir. Çok eleştirel bir ortamda büyümüş bir ebeveyn ise çocuğunun başarısızlıklarına karşı aşırı hassas olabilir.
Dolayısıyla ebeveynlik yalnızca “çocuğa ne yaptığımızla” değil, kendi çocukluğumuzdan taşıdığımız ilişki biçimleriyle de ilgilidir.
Belki de mükemmel ebeveynlik yerine daha gerçekçi bir hedef vardır:
Yeterince iyi bir ilişki kurmak.
Bilimsel kaynaklar
- Winnicott, D. W. The Child, the Family, and the Outside World. 1964.
- Schofield, T. J. et al. Parenting and child development: A systematic review of the evidence. 2024.